Posts Tagged ‘zeynepkamil’

Zeynep ve Kamil

Tuesday, February 10th, 2009

ZEYNEP İLE KAMİL (YUSUF İLE ZÜLEYHA) TARİHÇESİ

zeynep kamil turbesiArapkir’de, 1808 yılında doğduğunda, adını Yusuf koyan annesi yahut babası, kaderinin de Hz. Yusuf’a benzeyeceğini bilemezlerdi elbette. Küçük yaşında yetim kalması işin başlangıcı oldu.
Amcası Bozok sancak mutasarrıfı Osman Paşa onu yanına alıp öğrenim ve eğitimiyle ilgilendi.

İstanbul’da yeğenine en iyi hocalardan ders aldırdı, onu büyük oğlu Nurettin’den ayrı tutmadı. 21 yaşındayken Divan-ı Hümayun Kalemi’ne katip olarak verildiği gece Yusuf bir rüya gördü. Rüyasında Mısır valisi Mehmet Ali Paşa ile bir çimenlikte oturuyordu. Sonra paşa yanından kalkıp gitti. Ama o da ne, paşa enfiye kutusunu unutmuştu. Yusuf kutuyu aldı, doğruca Mısır sarayına… Emaneti içeri gönderip geri döndüğü sırada peşinden gelen adam onu tekrar saraya götürüp paşanın huzuruna çıkardı. Paşa bu dürüst davranışından pek memnun olduğunu ve mükafat olarak kutuyu kendine bağışladığını söyledi. Kamil o sırada uyandı. Rüyadan etkilenmişti, aklından çıkaramıyordu. Nihayet birkaç gün sonra bir muabbire (rüya yorumcusuna) yol uğrattı. Yorumcu Mısır’a gitmesini, talihinin kendisini orada karşılayacağını söylüyordu.

O yıllarda Mısır’a gitmek… Osmanlı ile Mısır arasındaki sorunlar bir yandan, yolculuk tehlikeleri diğer yandan… Bu bir macera demekti. Nihayet dayanamadı, önceden kaptanıyla pazarlık edip anlaştığı bir yelkenliye binmek üzere bir gece Üsküdar Ayazma’dan sandal ile Kız Kulesi’ne süzülüverdi.

Yusuf, Mısır’daydı… Garipti, kimsesizdi, yoksuldu. Nice çarelere başvurdu ama bahtı açılmıyordu. Nihayet Mehmet Ali Paşa’ya bir arzuhal döşendi ki neredeyse edebi şaheser. Paşa dilekçenin sahibini çağırttı, iki saat konuştular ve sonunda; “Sana” dedi Paşa, “Mısır hazinesinin katipliğini veriyorum!” Zeki, becerikli, dürüst ve çalışkandı ve rüyanın tabiri çıkmıştı. Yusuf, Mısır hazinesini yönetiyordu. Ayrıca Fransızca çalışıyor, ilim yolunda ilerliyordu. Vali Paşa’dan ardı ardına rütbeler ve taltifler aldı. Otuzlu yaşların ortalarına geldiğinde albaylığa yükselmişti. Bir akşam vali onu huzuruna çağırtıp “Kerem ve mürüvvet bakımından bana çok benzeyen üçüncü kızım Zeynep’i sana nikahlıyorum oğlum!” deyiverdi. Nikahtan sonra olanlar oldu. Bütün hıdiv ailesi ve Mısır sarayı bu evliliğe karşı çıktılar. İlla boşanacaklardı, başka türlü olamazdı. Kim oluyordu bu Yusuf Efendi? Hıdiv ailesine yabancı birini damat almak olur muydu vs. vs. Ortalık yatışsın diye Mehmet Ali Paşa onu bir vazifeyle İstanbul’a gönderdi. Yıllardan 1845 idi. Sultan Abdülmecid, kızı Adile Sultan’ı evlendiriyordu ve Yusuf Kamil Bey, bizzat sultana Mehmet Ali Paşa’nın tebriklerini ve hediyelerini sunacaktı. Aralarında sıcak bir dostluk oluştu. Abdülmecid onu Mirimiranlık rütbesine yükseltti. Mısır’a döndüğünde bütün kayınbiraderler ile Mısır’ın ileri gelen ayan, eşraf ve devletlularını kendisine cephe almış buldu. İşin kötü yanı Mehmet Ali Paşa’da da bunama alametleri baş göstermiş, yerine İbrahim Paşa halef seçilmiş, Abbas Paşa vali olmuştu. Kendisine diş bileyenler bu fırsatı değerlendirmekten geri durmadılar. Asvan’a sürgüne giderken kendisine Zeynep Hanım’ı talak-ı selase ile boşaması için bizzat vali tarafından yazılan belgeyi imzalamadan geri dönemeyeceği ve sonunda zindan yolu görüneceği bildirilmişti. Asvan’da hastalandı ve hekim istedi. “Koskoca Napolyon’a bile hapsolduğu vakit hekim vermemişlerdi; o ne yüzle hekim istiyor; varsın boşanma senedini imzalasın!” yazılı mektubu aldığı gün eşi Zeynep Hanım’dan da bir çift terlik hediye gelmişti. O gece, terliğin astarında gizli mektubun aşk dolu satırlarını okumakla teselli buldu.

Sürgündeki üçüncü ayın sonunda sadrazam Mustafa Reşit Paşa’ya bir ariza yazıp gönderdi. Konu Abdülmecid’e intikal ettirildiğinde sultan çok öfkelendi ve Mısır valisi Abbas Paşa’ya “Bizzat Asvan’a gidip Kamil Paşa’yı salimen ve muazzezen Dersaadet’e gönderesin!” diye buyrultu gönderdi. 1849 yılında Yusuf yurduna döndü. Çile dönemi bitmiş, ama Züleyha ile henüz buluşamamıştı. Kendi hanımıyla ikinci kez evlenmenin yollarını aradı. Reşit Paşa “Zeynep Hanım mektubunda durup dinlenmeden feryat etmekte olduğunu yazıyor.” dedi padişaha ve hemen o gün, hac farizasını ifa etmek üzere Zeynep Hanım’a izin tezkiresi verilmesini emreden Abdülaziz imzalı bir ferman, Mısır valisine doğru yola çıktı. Hac bahaneydi. Rota Şam, Beyrut ve deniz yoluyla İstanbul oldu. Sadrazam Reşit Paşa kaç yıllık evli damadın, Şeyhülislam Arif Hikmet Bey de yaşı kırka dayanmış taze gelinin şahidi oldular, Üsküdar’daki yalıda Yusuf ile Zeliha’ya gürül gürül bir tecdid-i nikah olundu.

ZEYNEPKAMİL HASTANESİ’NİN TARİHÇESİ:
Yusuf Kamil Paşa ile eşi Zeynep Hanım tarafından özel mülklerinde hastalara ücretsiz hizmet vermek amacıyla yaptırılmış olan Zeynep Kamil Hastanesi, Üsküdar’ ın sağlık hizmetini günümüze kadar sürdürebilmiş en eski sağlık kuruluşudur. Bir diğer özelliği de, İstanbul’un ilk özel hayır kurumu olmasıdır. Zeynep Hanım Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa’ nın kızıdır. 1862 tarihinde Nuh Kuyusu semtinde bostan tarlası olan arsa hastane yapılmak üzere alınmıştır. Ambleminde Zeynep-Kamil hastanesinin kuruluş tarihi 1862 yazmaktadır. Yusuf Kamil Paşa 1863 yılında Sultan Abdülaziz tarafından sadrazamlığa getirilmiştir. Hastane cephesinde orijinal plana göre girişin üzerinde bulunan kitabede fihi şifaun li’n nas yani “Onda insanlar için sağlık vardır” (an-Nahl suresi 69. ayet) sözleri okunmaktadır. Zeynep Hanım ve Kamil Paşa ölümlerinden sonra hastane bahçesinde yaptırdıkları türbeye defnedilmişlerdir.

Zeynep Kamil Hastanesi, 1896 yılında Zeynep Hanım’ın kardeşi Abdülhalim Paşa’nın oğlu Sait Halim Paşa tarafından Tıbbiye-i Şahane ve Hamidiye Etfal Hastane-i Ali’ sinde görevli saray hekimi olan Doktor Cemil Topuzlu Paşa’ ya özel cerrahi kliniği olarak kullanıma verilmiştir. Dr. Cemil Topuzlu Paşa döneminde, tadilatlar yaptırılarak modernleştirilen hastanede tıbbi donanım yenilenmiş, kalorifer sistemi kurulmuş, hastaların bakımı için Avusturya’ lı hemşireler görevlendirilmiştir. Cemil Paşa 1915′ te yurt dışına gidinceye kadar tüm cerrahi ameliyatlar yanı sıra sezaryen ameliyatları da yapılmaktaydı. Bu tarihten sonra günümüze kadar hastane değişik isimlerle adlandırılıp farklı kurumlara bağlı olarak farklı branşlarda hizmetler vermiştir.

Zeynep hanım ve Yusuf Kamil Paşa’nın türbeleri, Zeynepkamil hastanesi’nin bahçesindedir.